29 Ekim 2015 Perşembe

92. YAŞ GÜNÜNDE CUMHURİYET

         Bu coğrafyada cumhuriyet ilan edilip padişahlığa dayalı yönetim şekli değişeli 92 sene oldu. Cumhuriyetin 92. yaş gününü kutluyoruz. İyi mi oldu kötü mü oldu kısmı başka bir değerlendirmenin konusu olsun. Biz burada kazanımlardan da bahsetmeyip bugün geldiğimiz noktada cumhuriyet algısının neresinde olduğumuzu anlamaya çalışalım.

           Cumhur en genel manasıyla topluluk, halk anlamındadır. Yönetim şekli olarak topluma, halka dayalı bir sistemin ifadesidir. Dolayısıyla tek adama dayalı sistemleri reddeder. Atatürk ve dönemin akil adamları yeni kurulan devletin yönetim şeklini 29 Ekim 1923 yılında cumhuriyet olarak ilan ederek ülkenin gerçek sahiplerinin iradesine ülkeyi teslim etmiştir. Önceleri cumhur, reisini mecliste kendi adına vekil tayin ettiği kişilerce seçmiş 21 Ekim 2007 itibariyle anayasa referandumuyla da reisini kendi seçmek üzere değişikliğe giderek 10 Ağustos 2014 tarihinde de ilk başkanını sandığa giderek bizzat seçmiştir.

         Bir yönetim şekli olarak cumhuriyetin farklı coğrafyalarda farklı uygulama biçimleri vardır (SSCB ve Libya örneklerinde olduğu gibi). Bu durum anlaşılabilir bir durumdur. Türkiye'deki biçimiyle cumhuriyete gelince; çeşitli etnik grupları barındıran demokratik, laik, üniter ve anayasal bir cumhuriyettir diyebiliriz. Zaman zaman demokrasi vurgusunun çoğaldığı, bazen laikliğe vurgunun arttığı, üniter yapıdan asla taviz vermek istemeyen, anayasasının henüz olgunluğa erişmediğini gördüğümüzden olacak ki sık sık, özellikle son dönemlerde değiştirildiği ve hatta değişikliklere rağmen ihlal edildiği bir cumhuri yapımız var. Hatta son on yılda bir 2. cumhuriyet döneminden bahsediliyor. Oysa aynı mentalitenin öne çıkarılan farklı kavramlarından bahsedildiğini görmekteyiz.

      Görünen o ki birileri tarafından cumhuriyetin ilk dönemlerinden duyulan rahatsızlıkların benzerleri bugün  tersten başka birilerini rahatsız etmektedir. Hatta her dönemden rahatsız olan vatandaşlarımız bile var. Şöyle toplumun tamamı tarafından uzlaşılacak bir anlayışa erişemediğimiz aşikardır. Dün birileri rahatsızdı, bugün öbürleri. Esas itibariyle rahatsız olunan şey devletin üniter yapısıdır. Devlet idaresi kimin eline geçiyorsa bu üniter yapıyı kendi taraftarları lehine ve diğerlerinin aleyhine olacak şekilde sürdürdüğü için rahatsızlık doğuyor ve gelişiyor.

       İhtiyacımız olan şey ise, uzlaşabileceğimiz yeni bir anayasal düzendir. Bireysel ve toplumsal özgürlükleri kısıtlamayan, toplumu bir arada tutucu, ayrıştırıp dışlamayan, katılımcı, üretken, geliştirici, hümanist, eşit ve paylaşımcı, hukukun üstünlüğüne dayalı bir düzene evrilmemiz lazım. Aksi halde devlet için halk ve halka rağmen devlet anlayışının sonucu hiç bir zaman gerçek manada bir cumhuriyet olmayacaktır.  

Hiç yorum yok: